Türkiye'nin Ay aracı fırlatma için son teste girdi, hedef 2027'nin ilk yarısı
Türkiye'nin Ay Araştırma Programı kapsamında geliştirilen uzay aracı üretim ve entegrasyon aşamalarını tamamladı. Araç şimdi TUSAŞ'taki test merkezinde fırlatma koşullarına dayanıklılık sınavından geçiyor.

Türkiye'nin Ay'a yönelik ilk derin uzay görevi için kritik eşik geçildi. Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Yusuf Kıraç, Ay uzay aracının üretim ve entegrasyon çalışmalarının tamamlandığını, aracın artık çevresel test aşamasında olduğunu açıkladı. Fırlatma için hedef pencere 2027'nin ilk yarısı olarak korunuyor.
Kıraç, Haber Aero'ya verdiği demeçte testlerin TUSAŞ bünyesindeki Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi'nde (USET) sürdüğünü belirtti. İlk fırlatmayı SpaceX'in üstlenmesi planlanıyor; araç çevresel testleri geçtikten sonra ABD'deki Kennedy Uzay Merkezi'ne gönderilecek.
Görev tasarımı açısından dikkat çeken nokta, Türkiye'nin bu ilk aşamada Ay'a yumuşak iniş yapmayı değil, sert iniş (hard landing) gerçekleştirmeyi planlaması. Başka bir deyişle araç, Ay yüzeyine kontrollü biçimde inmek yerine görevini Ay çevresindeki yörüngede yürütecek ve görev sonunda yüzeye hedefli bir çarpma manevrasıyla inecek. Böylece Ay mesafesine erişim, derin uzayda operasyon yürütme ve hedef bölgeye ulaşma kabiliyetleri ilk kez denenmiş olacak.
Yerlilik oranı yüzde 80'in üzerinde
TÜBİTAK UZAY tarafından geliştirilen araç yaklaşık 3,5 ton kütleye sahip. Eylül 2026'da kurum tarafından paylaşılan verilere göre aracın toplam 65 ekipmanından 56'sı tamamen yerli imkânlarla üretildi; projede yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranına ulaşıldı. Uçuş bilgisayarı, haberleşme, güç yönetimi, ısıl kontrol ve yörünge operasyonları gibi kritik alt sistemlerde daha önce İMECE ve TÜRKSAT 6A projelerinde kazanılan mühendislik deneyiminden yararlanıldı.
TÜRKSAT 6A'nın Türkiye'nin ilk yerli haberleşme uydusu olarak 2024'te uzaya gönderilmesi, yerli uydu geliştirme ekosisteminin olgunlaştığını göstermişti. Ay aracı ise bu birikimi Dünya yörüngesinin ötesine, Ay mesafesine taşıma iddiası taşıyor. Haberleşme, yörünge kontrolü ve uzay aracı yönetimi gibi alanlarda derin uzay koşullarında kanıtlanmış bir kabiliyet, Türkiye için yeni bir eşik anlamına geliyor.
Hibrit itki sistemi ilk kez derin uzayda
Görevin teknik açıdan en kritik bileşenlerinden biri Türkiye'de geliştirilen hibrit itki sistemi. TÜBİTAK UZAY ve DeltaV iş birliğiyle geliştirilen bu sistem, aracın Dünya yörüngesinden Ay'a transfer yörüngesine geçişinde ve görev sonundaki manevralarda kullanılacak. Kıraç, sistemin hazır olduğunu ve aracın çevresel testlerden geçirildiğini doğruladı. Yerli itki teknolojisinin Dünya-Ay mesafesinde ilk kez ateşlenmesi, görevin teknik başarısı kadar gelecekteki derin uzay görevleri için de belirleyici olacak.
Çevresel testler yalnızca itki sistemiyle sınırlı değil. Fırlatma sırasında araç, yerçekiminin kat kat üzerinde ivmeye ve şiddetli titreşimlere maruz kalacak; uzayda ise radyasyon ve aşırı sıcaklık değişimleriyle baş etmek zorunda. Tüm alt sistemlerin uzun süre birlikte, hatasız çalışması gerekiyor. USET'teki testlerin amacı da tam olarak bu: Fırlatma koşullarında ve uzay ortamında aracın görevini sürdürebileceğini doğrulamak.
Yörüngede üç ay, hedef dokuz ülkeden biri olmak
Mevcut plana göre araç 2027'nin ilk yarısında fırlatılacak, yaklaşık iki aylık yolculuğun ardından Ay yüzeyinden yaklaşık 100 kilometre yükseklikteki kutupsal görev yörüngesine yerleşecek. Burada en az üç ay süreyle bilimsel ve operasyonel çalışmalar yürütecek; görev performansına bağlı olarak bu süre 1,5 yıla kadar uzayabilecek. Bilimsel çalışmalar kapsamında Güneş rüzgârlarının Ay yüzeyiyle etkileşimi, Ay'ın yerel manyetik alanları, yüzeyin ısıl özellikleri ve su oluşum mekanizmaları araştırılacak. Araçta radyasyon ölçümleri için yerli bilimsel ekipmanlar da bulunuyor.
Yörünge görevlerinin tamamlanmasının ardından araç, yerli hibrit itki sistemiyle kontrollü manevralar yaparak sert iniş kapsamında Ay yüzeyine ulaştırılacak. Kıraç, bu görevin Türkiye'yi kendi imkânlarıyla Ay'a ulaşan dokuzuncu ülke yapmasını hedeflediklerini açıkladı. Takip eden aşamada ise Ay yüzeyine yumuşak iniş yapabilecek ve yüzeyde hareket edebilecek bir keşif aracı taşıyan ikinci bir görev üzerinde çalışılacak.
Arka plan
Ay Araştırma Programı, Türkiye'nin Millî Uzay Programı'nın temel hedeflerinden biri. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ekim 2026'da İstanbul'da düzenlenen ACE BPSC 2026 konferansındaki konuşmasında Ay aracının üretim, montaj ve entegrasyon süreçlerinin tamamlandığını, fırlatmanın 2027'nin ilk aylarında planlandığını doğrulamıştı. Kacır ayrıca Türkiye'nin Artemis Anlaşmaları'na katılarak uluslararası uzay araştırmaları iş birliğini güçlendirdiğini belirtmişti. İlk görevde edinilecek mühendislik ve operasyon deneyimi, yumuşak iniş hedefleyen ikinci aşamanın da temelini oluşturacak.
Ne anlama geliyor?
Ay aracının üretim aşamasını tamamlayıp test aşamasına geçmesi, Türkiye'nin uzay programında şimdiye kadar atılmış en iddialı adımlardan biri. Ancak görevin başarısı, fırlatma rampasından çok daha önce başlayan ve Ay yörüngesindeki son manevraya kadar uzanan uzun bir zincirin her halkasının sorunsuz çalışmasına bağlı. Çevresel testler, fırlatma, Ay'a transfer, yörüngeye girme ve operasyon sürecinin herhangi bir aşamasındaki aksaklık görevi doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle önümüzdeki aylar, araç için olduğu kadar Türkiye'nin derin uzay kabiliyeti iddiası için de kritik bir sınav dönemi olacak.
Uzayda derin keşif misyonlarının giderek arttığı bir dönemde Türkiye'nin bu adımı, yalnızca prestij değil aynı zamanda uzay ekonomisindeki yer arayışını da yansıtıyor. Yörünge ötesi operasyon kabiliyeti, gelecekteki Ay görevlerinde uluslararası iş birlikleri için de bir zemin oluşturuyor. Asıl soru, bu ilk görevden elde edilecek verilerin ikinci aşamaya ne kadar sağlam bir zemin hazırlayacağı.


